maziden notlar

27 Aralık 2006, İstanbul;

Yalnızlığın tam ortasına düşmüştü. Gece ne kadar da karanlıktı ve de sessiz. Hep mi böyleydi ya da o mu hiç fark etmemişti? Bilmiyordu… Hiçbir şey bilmiyordu. Belki de hatırlamıyordu. Unutmuştu; bilmesi ve hatırlaması gerekenleri. Kendine dair ne varsa unutmuştu. Kaybolmuştu. Evet, tam olarak böyle olmuştu. Karanlık, sessizlik ya da bilinmezlik de buna neden değildi. Tek bir şey bildiğini biliyordu ya da hatırlıyordu; o da niçin kaybolduğu? Kaybettiği için kaybolmuştu, yok olmuştu.

Oysa gün günlük güneşlikti ve baş ağrıtacak kadar gürültülüydü etrafı. Ama o yoktu. Günlerdir kayıptı ve kimse onu aramıyordu. Aranmadığı için bulunamıyordu. Neler olmuştu? Neden herkes bu kadar kayıtsızdı yitilmişliğine ve neden hiçbir şey hatırlamıyordu? Kaybettiğini biliyordu ama neyi, niye kaybetmişti? Bilmiyordu yahut hatırlamıyordu. Karanlıktı, sessizdi…

Üşümeye başladı. Çok yalnızdı. Etrafta kimsecikler yoktu. Sanki hayat durmuştu. Nefes aldığını hissetti. Kalbi bir atıyor, bir atmıyordu. Yaşamla ölüm arasında gidip geliyordu her defasında. Ölüm bir nefes kadar yakındı. Hayır, istediği bu değildi; işte bunu anlamak ve bilmek istemiyordu: Ölmek istemiyordu. Hatırlamıyordu… Belki de ölmüştü… Ama nefes alıyordu.

Bu aldatmacalar hiç de hoş değildi. İnadına ciğerlerine çekti havayı; bırakmayacaktı, bu gelgitlere bir son verecekti, sonuna kadar tutacaktı nefesini. İlk defa çok emindi yaptığından. Yaşadığını hissetti, meydan okuduğunu, gücü hissetti parmak uçlarına kadar. Başı dönmeye başladı, gözleri kararıyordu, göğsünde tutamadığı bir şey vardı. Daha fazla dayanamıyordu. Kaybetti… Gün gibi hatırlıyordu. Bilmesi gereken her şeyi biliyordu. Yalnızdı ve nefes alıp veriyordu. Kaybediyordu…





müzik: barış manço - 40. yıl
resim: ~vallanthe

Yorumlar »

Henüz bir yorum yok.

Yorum Ekle



Güvenlik kodunu giriniz.


RSS feed for comments on this post. The Trackback URl